Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

9 Haziran 2012 Cumartesi

İSLAMDA SABIR




11- MÜMİN SABIRLIDIR


SABREDEN MÜMİN CENNETLİKTİR


Kıymetli okuyucularım. Sabır acıya katlanma sıkıntı ve meşakkatlere karşı soğukkanlılıkla mukavemet etme, dinin ve aklın gösterdiği yolda sebat etme demektir. Sabır ruhun bir melekesidir. Güzel bir huydur. Tahammülü zor ve nefse ağır gelen şeylere katlanmak ancak sabır ile olur. Bir hakkı muhafaza ve müdafaa etmek için gösterilen sebat, sabretmekle mümkündür. Allah’ın emirlerini yerine getirmek, aklın ve dinin hoş görmediği ve nefsin hoş olmayan istek ve arzularına karşı koyabilmek hayatta elde olmadan başa gelen ve insana büyük elem ve keder veren, bela ve musibetlere karşı koyabilmek ve bunların üstesinden gelebilmek için sabırlı olmak ve sabretmeye alışmak lazımdır. Bütün faziletlerin anası hayatta muvafık olmanın ve kemale ermenin sırrı bu güzel özelliktir. Her türlü rezaletin, başarısızlığın, kaybın, hayal kırıklığının, yıkılmanın sebebi sabırsızlık ya da yeteri kadar sabır göstermemektir. Sabır her faziletin üstünde bir anlam taşır. Sabrın sonu selamettir, kurtuluştur, başarıdır.


SABRIN BAŞLANGICI ACI SONU TATLIDIR


Sabrın başlangıcı acı sonu ise tatlıdır. Peygamberimiz(sav) buyurdu ki:


HADİS: ”Sabır acı bir olayın yaptığı sarsıntıya karşı ilk anda gösterilen tahammülsüzlüktür.(Buhari)”


Sözüyle bir felaketle ilk karşılaşıldığı zamanki sabrın önemini vurgulamaktadır. Sabretmek mahkumiyete, zillete, ve meskenete katlanmak, bunlara ses çıkarmamak anlamına gelmez. Çünkü meşru olmayan şeylere karşı sabır göstermek caiz değildir. Bunlara karşı elem duymak ve mücadele etmek gerekir. İnsanın kendi gücü ve iradesiyle üstesinden gelebileceği kötülüklere katlanması, ya da karşılayabileceği ihtiyaçları karşısında gevşek durması sabır değil acizlik ve tembelliktir. Nitekim Peygamberimiz(sav)


HADİS: ” Yarabbi acizlikten ve tembellikten sana sığınırım” diye dua etmiştir.(Buhari cihat.25)


Bazı sıkıntılar vardır ki kulun irade ve gücünü aşar. Böyle felaketler başa geldiği zaman heyecana kapılmadan ve şikayet etmeden Allah’ın taktirine razı olup sabretmek müminlerin özelliklerindendir. Nitekim Cenabı Allah(cc) Kuran-ı kerimde 70 den fazla ayette Allah(cc) sabrı tavsiye etmektedir. Sabır özet olarak insan tabiatına aykırı olan zorunlu hallere katlanmak, uymak ve güçlüklere karşı koymaktır. Sabrın gayesi beklenmedik olaylar içine düşülen güçlükler karşısında tedirgin olmamak paniğe kapılmamak ve tahammül göstermektir. Allah(cc) Sabredenlere mükafatını hesapsız vereceğini müjdelemiş ve onları öğmüştür. Müminler çoğu zaman sırf inandıkları için Allah(cc) düşmanlarının zulum ve işkencelerine hedef olurlar. Çeşitli işkencelere uğrar onlarla savaşmak zorunda kalırlar. İşte bu durumda sabır müminin güç kaynağı ve imanın koruyucusudur. Hz Musa’ya inananlar firavun onlara zulmedince


AYET: (Araf.126) ”Ey rabbimiz üzerimize sabır yağdır ve bizi Müslüman olarak öldür:” diye dua etmişlerdir.


Sevgili peygamberimiz(sav) ve ilk Müslümanlara yapılan zulüm, işkence ve eziyetlere nasıl tahammül ve sabır gösterdikleri bilinen bir husustur. İbadetlerin nefsimize ağır gelen yönleri de sabırla hafifler. Böylece huzur içinde namaz, oruç ve diğer ibadetleri yerine getiririz. Ahlaki davranışlarda da sabır gerekir. Çoğu zaman insan nefsine uyar. Allah’ın emirlerine uyup yasaklarından kaçınmak ona zor gelir. Nefsine hoş gelen fena arzularına uymak ister. İyilik ve faziletten de kaçınmak ister. Mesela cebindeki parasını zevk ve eğlence için harcamaktan çekinmez. Ama cebindeki paranın bir kısmını olsun fakire vermek zor gelir. Bir çocuk saatlerce oynamaktan bıkmaz ama beş on dakika ders çalışmak ona zor gelir. Gezmek, eğlenmek insana kolay ama çalışıp kazanmak zor gelir. İşte bu nedenle insanın kendine zor geleni tercih etmesi, iyi ve faydalı olan bu tercihinde sabır ve tahammül göstermesi gerekir. Ayrıca insanlar hayat boyunca bazen bolluk ve bazen yokluk içinde kalabilir. Sağlıklı iken hastalanır. Sel, deprem, yangın gibi doğal felaketlerle karşılaşabilir. Bütün bu durumlarda insanın en büyük dayanağı sabırdır. Aksine davranış insanı Allaha isyana götürür. Peygamberler sabrın en büyük örnekleridir. Çünkü onlar bütün güçlükleri sabırla karşılamışlardır. Sabrın sonu selamettir. Sabır iman ve ibadetin, ilim ve hikmetin kısaca bütün faziletlerin başıdır. Sabırlı insan iyi insandır.


SABIRDAN DAHA BÜYÜK NİMET YOKTUR


HADİS: Peygamberimiz(sav) buyurdu. ”Sabır ve tahammül gösteren kimseyi Allah sabırlı kılar. Sabırdan daha hayırlı ve geniş nimet hiç kimseye verilmemiştir.(Tirmizi Birr 76.)


HADİS: Peygamberimiz(sav) buyurdu ki ”Hoşlanmadığın şeye sabretmende senin için büyük faydalar vardır.”(Ahmet.b.Hanbel. müsned)


Bizim için mutlaka hayırlı olduğuna inandığımız sabır. Bütün peygamberlerin ortak sıfatıdır. Bu nedenle Müslümana düşen görev Allahtan sabır dilemek ve sabretmektir. Bu dünya bir imtihan dünyasıdır. Karşılaşılan ve defi mümkün olmayan çeşitli musibet ve meşakkatlere, belalara, eziyetlere sabretmekten başka çaremiz yoktur. Sabır Müslümanın en büyük savunma aracı ve zırhıdır. Ama sabrı yerinde kullanmak gerekir. Mesela bir lokma bir hırka diyerek çalışmamak, her türlü zillete boyun eğmek sabır değil tezellüldür yani zelilliktir, aşağılıklıktır. Sabır ahlaki bir fazilettir. Öyle bir özelliktir ki mümin ona bağlandığı zaman zorluklar kolaylaşır. Kalbine huzur ve sukunet gelir. Sabır rahatsızlıkları gideren bir ilaç olur. Sabırlı kimse zorluklarla karşılaşınca onları sukunetle karşılar, telaşeye düşmez, umutsuzluğa kapılmaz. Her şeyin Allahtan olduğuna inanır. Ve bu ona dayanma gücü verir. Aslında düşündüğümüzde zorluklarda bizim için nice hikmetler vardır. Herkesçe malumdur ki zorluklara alışmamış bir beden veya ruh en küçük zorlukta yıkılır. Yani ruh çıldırır. Beden hastalanır ölür. İşte sabır bize dayanma eğitimi vermektedir. İşte bu nedenle Allah(cc) sabra büyük önem vermiştir. Kuran-ı kerimin 70 ayetten fazlasının sabır ile ilgili olması Rabbimizin sabra verdiği önemi gösterir. Sabır birçok faziletin temelini ve kaynağını teşkil eder. Sabra muhtaç olmayan hiçbir fazilet ve başarı yoktur. Her türlü başarı, ibadet, zafer ve her şey sabra muhtaçtır. Bir çocuğun doğabilmesi için 9 ay 10 gün ana karnında karanlık rahimde sabretmesi gerekir. Örnekleri istediğiniz kadar çoğaltabilirsiniz. Sabır insana mahsus bir özelliktir. Hayvanlarda sabır olmaz. Çünkü onlarda irade, akıl, ilim ve sorumluluk yoktur


SABRIN ÇEŞİTLERİ


FARZ OLAN SABIR:


ALLAHIN EMİRLERİNİ YERİNE GETİRİP HARAMLARDAN KAÇINMAK İÇİN GÖSTERİLEN SABIR FARZDIR.


Bazı durumlarda kişinin sabretmesi üzerine farzdır. Emri bil mağruf ve yenhavne ğanil münker yani Allahın emirlerini yerine getirmek ve yapılmasını haram kıldığı şeylerden kaçınmak için sabretmek her kişinin üzerine farz olan sabır çeşididir.


NAFİLE OLAN SABIR: Yapılması mekruh olan şeylere sabretmekte nafile sabırdır.


HARAM OLAN SABIR: Müslümanın Allah(cc) tarafından kutsal kıldığı malı, canı, ırzı korumak farza olduğu gibi bu kutsallara yapılan saldırılara sabretmek haramdır.


SABRIN DERECESİ 3 TÜR:


1- Allah’ın farz kıldığı emirleri yerine getirmek için sabır derecesi 300 kırattır.


2- Allah’ın haram kıldığı şeyleri yapmamak için sabretmek. Bunun derecesi 600 kırattır.


3- Aniden gelen büyük felaketlere geldiği anda sabretmek bunun derecesi 900 kırattır. Nitekim Allah(cc)


HADİSİ KUTSİ: Kullarımdan birinin beden, mal veya aile efradına musibet geldiğinde iyi bir sabırla onu karşılarsa kıyamet gününde onun için terazi koymak veya amel defterini açmaktan haya ederim ”.Buyurmuştur.


ŞİKAYET EDİLMEYEN SABIR İLE SABRETMEK(SABRI CEMİL: EN GÜZEL SABIRDIR


Sabrı cemil konusunda bir çok ayet vardır.


AYET:(Yusuf -83)’’ (Babaları) dedi ki: Hayır, nefisleriniz sizi (böyle) bir işe sürükledi. (Bana düşen) artık, güzel bir sabırdır. Umulur ki, Allah onların hepsini bana getirir. Çünkü O çok iyi bilendir, hikmet sahibidir.’’ Bu ayette ve Yusuf suresi-18 . ayette Allah(cc)sabrı cemili yani tam bir teslimiyetle sabrı emretmektedir. Peygamberimiz(sav) sabrı cemili açıklarken


HADİS ”Şikayet edilmeyen sabır ”diye açıklanmıştır. Aslında elden gelen bir şey olduğunda sabretmek; Elden gelmeyen bir şey olduğunda da sabretmemek, acizliktir ,boşa cabadır, hatadır, lüzumsuzluktur. Tembelliktir, kendini boşuna yıpratmaktır,


Belayı ve musibeti başkasından bilmemeye sabrı cemil denir. Şunu bilmek gerekir ki başına gelen bela ve musibetleri başkasından bilen ve şikayet eden kişi Allahtan şikayet şikayetci oluyor demektir. Çünkü bu hususta birçok ayet vardır.


AYET: (Teğabun- 11)” Allahın izni olmadan hiçbir musibet isabet etmez.”


Bela ve musibetler ne kadar büyük olursa bunlara sabretmek o oranda büyük sevap olur. Şüphesiz ki Allah(cc) sevdiği kişilere bela ve musibet verir. Dünya kuruldu kurulalı en büyük bela ve musibetlere uğrayanlar Allah’ın en çok sevdiği peygamberler ve velilerdir. Bu da bize gösteriyor ki bela ve musibetlere uğramak Allaha yakın olmanın alametidir. Hastalık çekmeyen malını kaybetmeyen bela ve musibetlere uğramayan kişi imanını korumak için çaba göstermelidir.


ALLAH KİME HAYIR DİLERSE ONA MUSİBET VERİR


Bakınız Peygamberimiz(sav) buyuruyor ki.


HADİS:(menyuridillahu bihi heyren yusemmetihi)”Allah kime hayır dilerse ona musibet verir.(Buhari)


HADİS:” Allah kuluna hayır dilerse cezasını dünyada verir. Allah kuluna şer murat ederse günahına karşılık ona dünyada ceza vermez. Ta ki kıyamet günü onu yüklenerek gelsin. Mükafatın büyüklüğü belanın büyüklüğü ile beraberdir. Allah bir kavmi severse onları derde uğratır. Kim kadere razı olursa Allah’ın rızasına kavuşur. (Tirmizi)


GÜNAHLAR YOK OLUNCAYA KADAR BELA MÜMİNDEN EKSİK OLMAZ. Nitekim hadis-i şerifte


HADİS: ”Bela ve musibet erkek ve kadın müminin kendinde, çocuğun da, ve malında Allaha günahsız olarak varıncaya kadar eksik olmaz. (Tirmizi)


DÜNYA KEYİF VE RAHATLIK YERİ DEĞİL, İMTİHAN YERİDİR


Bu dünyaya gönderiliş amacımızın imtihan olduğunu anlatan birçok ayet vardır.


SABREDENE CENNET VARDIR


AYET:(Bakara. 155) (وَلَنَبْلُوَنَّكُمْ بِشَيْءٍ مِّنَ الْخَوفْ وَالْجُوعِ وَنَقْصٍ مِّنَ الأَمَوَالِ وَالأنفُسِ وَالثَّمَرَاتِ وَبَشِّرِ الصَّابِرِينَ) ”Andolsun ki sizi biraz korku biraz açlık, birazda mallarınızdan, canlarınızdan ve mahsullerinizden eksilterek imtihan edeceğiz. Sabredenlere cennetimi müjdele” yine


AYET:(Muhammet-31)”Andolsun ki sizi imtihan edeceğiz. Ta ki içinizde mücahitleri ve sabır sebat edenleri belirtelim.”


Bu ayet ve hadislerden anladığımız şudur. Sayın okurum imanın yarısı sabır diğer yarısı da şükürdür. Zira bütün imanın ve İslam’ın şartlarını yerine getirmek sabır ile mümkündür. Sabır olmadan hiçbir amel ve iş düşünülemez. Bir insanın yaşamını sürdürebilmesi için sabra ihtiyacı vardır. Ahirette rahat edebilmesi için sabra ihtiyacı vardır. Kısaca Dünya ve Ahiret mutluluğu sabır ile olur. Sabretmeyen Dünyasını ve Ahiretini kaybeder. Allah(cc) bizi dünyaya yiyip içelim eğlenelim, zevk yapalım, diye göndermemiştir. Öyle olsa bizi de hayvan olarak yaratırdı. İnsan olarak bizi yaratmasının ve dünyaya göndermesinin amacı imtihandır. Bu imtihanı kazananlar ebedi cennete kazanamayanlar ise cehenneme girecektir.


ALLAHA YAKLAŞTIKÇA İMTİHAN ARTAR.


Sayın okurlarım Allah(cc) kendine yakın olanların sevdiği kullarının imtihanını çetin yapmaktadır ki Ahirette daha büyük makamlara kavuşsun. Allaha en yakın olanlar en büyük imtihanlara tabi olmuşlardır. Başta peygamberler ve evliyalar olmak üzere kullar Allaha yakınlığı derecesinde imtihanları büyük ve şiddetli olmuştur. Allah’ın en sevdiği kul kimdir? (vema erselnake illa rahmeten lil alemin) ”Seni alemlere rahmet olarak gönderdim.”(habibim) sevgili dostum dediği ” sen olmasaydın dünyayı yaratmazdım dediği” sıtratül müntehada bizzat görüştüğü Hz. Muhammet (sav) in imtihanı herkesten büyük olmuştur. Daha doğmadan babadan öksüz kalmış annesinin karnındayken babası ölmüş, altı yaşındayken annesi de ölmüş,9 yaşında dedesi ölmüş bin bir türlü sıkıntılara uğramış, aç kalmış, evlatları ölmüş, taşlanmış horlanmış, yaralanmış, fakirlik çekmiş, memleketinden göçüp gurbette yaşamış, hastalanmış velhasıl bir insanın başına gelebilecek bütün bela ve musibetlerin tümü başına gelmiştir. Niçin? Allaha en yakın olduğu için ne kadar büyük bela ve musibet o kadar büyük mükafat. Ne kadar Allaha yakınlık o kadar büyük imtihan.


Ey hastanelerde kıvranan hasta kardeşlerim ve yakınları, Ey açlıktan ölen Afrikalı çocuklar ve yakınları,


Ey her türlü derde musibete uğrayanlar müjdeyi gördünüz mü? Bundan daha büyük müjde olabilir mi? En fazla 50-60 senelik sıkıntı ama bunun karşılığında ebedi cennet ebedi ferahlık sefa rahatlık. Üstün dereceler. Sabredene tabi ki Bula bula beni mi buldun. Niçin ben diye soranlar işte ebedi saadetin için seni buldu. Ebedi kurtuluş için seni boldu. Ne mutlu sabredenlere.


BELAYA SABREDEN MÜKAFAT KAZANIR


Sayın okurlarım Bir anne baba düşünün çocuklarının istikbali için her türlü çabayı gösteriyor. Çocuklarını erken kaldırıyor, ders çalıştırıyor. Onu terbiye ediyor, çalıştırıyor, bağırıyor, çağırıyor, eziyet ediyor, okula gönderiyor, ilim öğretiyor, velhasıl çocukları iyi yetişsin ilerde rahat etsin diye ona olmadık eziyetler ediyorlar. Bir başka anne baba ise çocuklarına hiç karışmıyor. Çocuk serseri olup çıkıyor. Bu iki çocuk karşılaşınca biri ötekine diyor ki sen çok şanslısın ana baban sana hiç karışmıyor. Çok iyi anan baban var. Seni çok seviyorlar. Benimkiler ise anamdan emdiğim sütü burnumdan getiriyorlar. Beni sevmiyorlar. Onlardan nefret ediyorum. Peki hangi ana baba çocuklarına dost serbest yetiştirenler mi yoksa istikbale hazırlayanlar mı? İşte bizim durumumuzda eziyet gören çocuğa benziyor. Bizi imtihan eden Allaha isyan ediyoruz. Halbuki bu imtihanın sonunda ebedi cennet olduğunu idrak edemiyoruz. Kaldı ki başa gelen musibete bağırsan, çağırsan, küfretsen, kızsan, ağlasan, sızlasan, üstünü başını yolsan, kahretsen, üzülsen, mahvolsan Allaha isyan etsen sana ne faydası var hiç. Ancak zararı var öyle değil mi? Mademki belayı savamıyoruz. Hiç değilse sabredelim de sevap kazanalım öyle değil mi?


HER ZORLUKTAN SONRA BİR KOLAYLIK VARDIR


Sayın okurlarım Allah(cc) her zorluğun peşinden bir kolaylık yaratmıştır. Nitekim Allah(cc)


AYET:(İnşirah.5-6 ) إِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا فَإِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا”Her zorluğun peşinden bir kolaylık vardır.” buyurmaktadır.


HAYIR SANDIĞIMIZDA ŞER; ŞER SANDIĞIMDA HAYIR VARDIR


Bizim hayrımıza olduğunu düşündüğümüz şeyler şerrimize şer olduğunu sandığımız şeylerde hayrımıza olabilir. Nitekim Allah(cc) Kuran-ı kerimde


AYET: (Bakara- 216) ”Siz hayrınıza olabilecek şeyleri sevmeyebilirsiniz. Şerrinize olabilecek şeyleri de sevebilirsiniz.” buyurmaktadır.


Demek ki bizim şer olarak sandığımız şeyler aslında bizim için hayırdır fakat biz farkında değiliz. Yine Peygamberimiz buyurdu ki


HADİS: ”Sizin hayır sandığınızda şer; şer sandığınızda da hayır vardır.(Buhari, Müslim) buyurmuştur. Buna çok güzel bir örnek vardır.


BETERİN BETERİ VARDIR


MENKIBE: Hz Musa Turi sina dağına Allah’la buluşmaya giderken yolda çok fakir birisine rastlar. Adam Hz Musa’ya der ki benim için Allahtan iste de şu fakirlikten kurtulayım Hz. Musa Turi Sinadan dönüşte ne dedi diye sorar. Hz. Musa adama Allah(cc) buyurdu ki o kuluma söyle hiç şükretmiyor ve sabretmiyor. Sabretsin ve şükretsin. Adam kızıyor. Ne ye şükredeceğim neyim var ki. Niye sabredeyim der. Bunun üzerine Allah(cc) bir fırtına gönderir adamın evi yurdu malı mülkü ne varsa yok olur. Tek başına kalır ortada Musa (as) adama bak sabretmedin, şükretmedin bunlar başına geldi der. Adam eski halime dönmeye razıyım hiç değilse kaybettiklerimi geri versin der. Hz. Musa adama Allah(cc) buyurdu ki. Söyle kuluma sabretsin ve şükretsin der. Adam yine kızar. Neye sabredeceğim niçin şükredeceğim şükredecek bir şeyim mi var der. Bunun üzerine Allah(CC) bir fırtına daha gönderir. Adamın üzerindeki elbiseler paramparça olur. Adam çırılçıplak ortada kalır. Utancından kumların içine saklanır. Hz. Musa’ya derki hiç değilse elbiselerimi bana versin der. Hz. Musa Allah(cc) şükretsin ve sabretsin buyurdu deyince adam adeta çıldırır. Ne yani bundan daha kötüsü olabilir mi? neyim varda şükredeceğim. Daha nasıl sabredeyim der. Tekrar bir fırtına çıkar kumların hepsi kaybolur. Adam saklanacak kum bile bulamaz. Ortada çırılçıplak kalakalır. İşte o zaman aklı başına gelir. Demek ki beterin beteri bitmezmiş sabretmek ve şükretmek lazımmış Allaha isyan etmemek lazımmış der. Ve tövbe eder


SABRIN KISIMLARI


Başına bela ve musibet gelen insan sabretmeli ve şükretmelidir. Kendisinden daha kötü durumda olanları düşünmeli ve şükretmelidir. Başa gelen musibet belki de onun için rahmettir. Mesela hasta olan bir mümini ele alalım. Hasta olan insan bol bol Allaha dua eder. Bol bol ibadet eder. Haram işleyemez. Sürekli tövbe eder. Allah’ın kendisini affetmesini sağlayabilir aynı zamanda küs ve dargın olduğu ve üzerinde hakkı olan insanlarla barışır ve helalleşir. Dolayısıyla kul haklarından kurtulmuş olarak ve günahları affedilmiş olarak Allah’ın huzuruna varır. Son nefsini imanlı verir bundan daha büyük mükafat, nimet olabilir mi? Tabi sabretmek ve şükretmek şartıyla, Allaha isyan etmemek şartıyla.


SABIR ÇEŞİTLERİ:


1-Bedenle yapılan sabır: yani bedende meydana gelen yaralanma, ağrı, sakatlık, hastalık, gibi bedene gelen musibetlere sabretmektir.


2- Nefse yapılan sabır: şehvet, arzu, istek, üzüntü, sıkıntı, can sıkıntısı, moralsizlik, depresyon, huzursuzluk gibi ruha gelen musibetlere sabretmek.


3-İyiliği unutmamak, kötülüğü unutmak için gösterilen sabır. İnsan ne yazık ki nankördür. Nitekim Allah(cc) Kuran-ı kerimde buyurdu ki


İNSANOĞLU İYİLİĞİ UNUTUR SÖYLEMEZ KÖTÜLÜĞÜ UNUTMAZ ABARTARAK HERKESE SÖYLER


AYET.(Meariç.21-22)”Şüphesiz insan nankör ve hırslı yaratılmıştır. Ona bir sıkıntı dokunsa kıyametleri koparır, ortalığı vayvelaya verir. İyilik dokunsa onu örtbas eder. Görmezden gelir.”


Gerçekten de böyledir. Küçük bir kötülük gören kişi o kötülüğü abartarak anlatır da kendisine yapılan büyük iyiliği hiç kimseye söylemediği gibi hemen unutur. İşte yapılan iyilikleri unutmamalı ve söylemeli ve yapılan kötülükleri de unutmalı, söylememelidir. İşte bu en güzel sabır çeşidinden biridir. Ne mutlu yapabilene.


4-Allahın emirlerini yerine getirmek için gösterilen sabır. Bütün ibadetleri yaparken sabır gerekir. Namaz, Oruç, hac, Zekat v.b hep sabırla yapılan amellerdir.


5-İyi ahlaklı olmak için gösterilen sabır: İyi ahlaklı olmakta sabır gerektirir. öfkelenmemek, kızmamak v.b şeyler sabretmekle mümkündür.


6- Kötü ahlaklı olmamak için gösterilen sabır:


7-Çalışmaya ve başarmaya karşı gösterilen sabır: Çalışmak mutlaka sabrı gerektirir. Başarmanın da ilk şartı sabırdır. Edison elektiriği icat etmek için 70 bin deney yapmış ama yine sabretmiş sonunda kıyamete kadar faydalı olacak elektiriği icat etmiştir. Bunu büyük sabrı sayesinde gerçekleştirmiştir.


8- Huzurlu ve mutlu olmak için sabır


9- Tebliğ etmek için gösterilen sabır Allah’ın emirlerini ve yasaklarını bildirmek her müminin görevidir. Tebliğ etmek te sabır gerektirir. Çünkü karşınızdaki sizi dinlemez. Hakaret eder. Alay eder. Kavga eder. Sabretmelidir.


10-Sır saklamak için gösterilen sabır: Sır saklamakta gerçekten büyük sabır gerektirir. Hele de


kadınların sır saklaması için gösterecekleri sabır daha büyüktür.


11-Nimete sabır:


12- Savaşta sabır


13- Öfke anında sabır.


14-Zorluklara karşı sabır.


15-Geçimde sabır


16-Başladığı işi bitirmekte sabır.


17-Doğruyu söylemekte sabır.


18-Haksızlığa karşı çıkmakta gösterilen sabır.


19-Güçsüzün yanında olmakta sabır.


20-Güçlüye karşı çıkmakta sabır.


21- Sabrı tavsiye etmekte sabır görüldüğü gibi sabrın yüzlerce şekli ve çeşidi vardır. Sabır gerektirmeyen hiçbir şey düşünülemez. Tabakta ki yemeği kaşıkla ağzına alıncaya kadar sabretmezseniz o yemeği yiyemezsiniz


SABREDENE RABBİM SONSUZ MÜKAFAT VERECEKTİR.


Allah(cc) sabreden kullarına hesapsız mükafatlar vereceğini vaad ediyor. Nitekim bakınız şu ayeti kerimede


AYET:(Zümer-10)”Sabredenlere mükafatları hesapsız ödenecektir.” Buyrulmaktadır. Yine başka bir ayette


AYET:(Şura-43)”Her kim kendisine haksızlık edenlere karşı sabreder ve onlarla barışırsa onun mükafatı Allaha aittir” Sayın okurlarım yapılan bir amel nefse ne kadar ağır gelirse sevabı da o kadar fazla olur. Mesela Allah(cc) oruç tutanların alacağı sevabı kendisine ayırmış mükafatını kendisinin vereceğini bildirmiştir. Niçin? Çünkü oruç gerçekten nefse çok zor gelen bir ibadettir. İşte burada da nefse çok ağır gelen bir durum vardır. Bir insan kendisine haksızlık yapılmasına sabredecek bununla da kalmayacak kendisine haksızlık yapanla barışacak bu gerçekten nefse çok ağır gelen bir durumdur. Ve herkesin harcı değildir. Ama bunu yapanda Allah’ın sonsuz mükafatlarına kavuşmuştur. Ne mutlu böyle sabredenlere. Başka bir ayeti kerime


SABREDENE RABBİM İYİLİK SEVABI VERİYOR.


AYET:(Yusuf -90)”Doğrusu kim Allahtan korkar düştüğü felakete sabrederse muhakkak ki Allah iyilik edenlerin mükafatını boşa çıkarmaz.”


Bu ayette açıkça anlaşılacağı gibi felakete uğrayanların sabretmesini Cenab-ı Allah iyilik olarak görüyor ve yazıyor. Bu bizim için çok önemli başınıza gelen felakete sabrettiğinizde Allaha iyilik yapmış sevabı kazanıyoruz. Bu ne büyük nimet sabretmesen ne yazar Haşa Allaha bir zarar mı? verebilirsin yok, ancak kendine zarar verirsin. Allah(cc) o kadar kullarına karşı merhametlidir ki. Bu felakete katlanacaksın mecbursun sabretsen ne yazar sabretmesen ne yazar buyurmuyor. Sabretmeyi iyilik sayıyor. Allahu Ekber başka bir ayet


AYET:(Ali İmran-200)”Ey iman edenler sabredin sebat gösterin hazırlıklı ve uyanık olun. Ve Allahtan korkun ki başarıya ulaşabilesiniz.”


AYET:(Hac-38.)”Onlar öyle kimseler ki Allah anıldığı zaman kalpleri titrer. Başlarına gelene sabrederler. Namaz kılar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah rızası için verirler.”


AYET:(Lokman-17)”Yavrucuğum namaz kıl iyiliği emret kötülüklerden vazgeçirmeye çalış. Bunu yaparken başına gelenlere sabret. Doğrusu bunlar azmedilmeye değer işlerdir.”


AYET:(Ahkaf-15)”O halde Resulum peygamberlerden azim sahibi olanların sabrettiği gibi sende sabret.’’


Sabrın başı, acı sonu tatlıdır. Kişi sadece sabretmekle kalmamalı sabrı tavsiye etmelidir. Nitekim bakınız Kuran-ı kerimde


SABRI TAVSİYE ETMEK ALLAHIN EMRİDİR İŞTE AYETLER


AYET:(Asr.3. ayet)”Hakkı tavsiye edenler sabrı tavsiye edenler”


AYET:(Beled.17.ayet)”Sonra iman edenlerde sabrı tavsiye edenler ve hakkı tavsiye edenler bulunsun” buyrulmaktadır.


Sabır konusunda pek çok hadisi şerif vardır. İşte bir kaçı Peygamberimiz(sav) buyurdu ki


HADİS ”Temizlik imanın yarısıdır. Elhamdülillah sözünün sevabı mizanı doldurur. subhanellah, velhamdülillah cümleleri yerle göğü doldurur. Namaz nurdur. Sadaka hüccettir. Sabır aydınlıktır. Kuran senin lehine veya aleyhine hüccettir. Herkes sabahleyin çıkar kendini satar. Ya kurtarır ya helak olur. (Buhari,Riyazüs salihin)


HADİS: ”Mümin sabretmek isterse Allah ona sabır verir. Hiçbir kimseye sabırdan daha hayırlı ve geniş nimet verilmemiştir.(Buhari-müslim)


MÜMİN ŞÜKREDER SEVAP KAZANIR SABREDER SEVAP KAZANIR


HADİS: ”Müminin işine hayret ederim. Zira onun işinin hepsi kendisi için hayırlıdır. Bu ancak müminlere mahsus bir nimettir. Şayet ona sevineceği bir şey isabet ederse şükreder bu ona hayır olur sevap kazanır. Eğer ona bir musibet gelirse sabreder oda ona hayır olur. sevap kazanır. (Müslim)


HADİS: ”Bir Müslümana, ağrı, sızı, keder, üzüntü, kaygı, elem,


sıkıntı, acı, tasa, kaza, hastalık v.b bir şey isabet etse Allah(cc) buna karşı onun hatalarını örter. (Riyazüssalihin)


HADİS: ”Allah kime hayır dilerse onu musibete uğratır”


RABBİM SABRETMEYİ VE SABRI TAVSİYE ETMEYİ BİZLERE NASİP EYLESİN AMİN